Kullanici Etiket Listesi

Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Putperestlik Tarihi

  1. #1
    Status
    Offline
    CengizhaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12.Mart.2017
    Mesajlar
    468
    Bahsedilen
    45 Posta(s)
    Etiketli
    0 Konu(s)
    Beğendikleri
    1,031
    Beğenileri
    1,487

    Putperestlik Tarihi

    indir.jpg

    İnsanoğlu, fıtratı gereği bir şeylere inanma ihtiyacını her zaman duymuştur. Bu arayışı Hz. İbrahim ile ilgili kıssalarda görmekteyiz. İbrahim (a.s.) putlara tapan ailesini gördüğünde bunu anlamsız bulur ve hiçbir canlılık belirtisi göstermeyen bir nesneye tapılmasına karşı çıkar. Gerçek yaratıcıyı arama sürecinde güneş, ay ve yıldızlara ilgi gösterse de onların da belli sürelerde görünmemesini acizliklerine yorarak gerçek yaratıcının her türlü eksiklikten münezzeh olduğu kanısına varır. Bu kıssa aslında insan oğlunun inancının gelişme sürecine de ışık tutmaktadır. (Putperestlik Tarihi)



    İlk insanların inançları daha çok şamanik öğeler taşımaktaydı. Güneş, Ay, Yıldızlar veya akıl erdiremedikleri ve özellikle zarar gördükleri ve bir şekilde engelleyemedikleri doğa olaylarına duydukları korku sebebiyle tapmaktaydılar. Muhtemelen ilk peygamberlerden sonra (Hermes-İdris Peygamber buna örnek teşkil eder) iman edenlerin evlatları, peygamberlerini unutmamak adına onları temsil eden heykelcikler yapmaya başladılar. Bu saygı çerçevesinde ortaya çıkan ilk heykeller, nesillerin değişmesiyle saygı çerçevesini genişletmek suretiyle ilk putlara dönüştüler. Put tapımı toplumlara göre farklılık göstermekteydi. Antik Yunan ve Roma toplumunda tanrı heykelleri put olmaktan ziyade daha çok sanatsal değere sahipken, İskandinav topraklarında sunuların sunulduğu putlardı. Doğuya doğru geldiğimizde Türk toplumunda göçebelik kültüründen dolayı olsa gerek put benzeri nesneler görülmemekteydi. Orta Asya’nın göçebelerinde şamanik unsurlar varlığını göstermeye devam ediyordu. Hinduizm etkisinde kalan bölgelerde ise putlaşmış heykeller görülmekte. Bu putlara sadece sunu yapılmıyor, ibadet için de kullanılıyordu. Arap toplumunda da benzer bir durum söz konusuydu.


    Putperestlik

    Anadolu ve Avrupa’da Tanrılar bir unsurun temsiliydi. Kybele, bolluk ve bereketi temsil ediyordu. Benzer şekilde Kybele’nin Yunan mitolojisinde karşılığı Artemis’tir. Bazı unsurlar tanrısal bir figüre dönüşürken, bazı öğeler peri veya ikinci derece bir tanrıya veya tanrıçaya dönüşüyor. Yankı anlamına gelen eko kelimesinin kökeni olan orman perisi Echo’nun konumu buna bir örnek teşkil eder. Arap putperestliğinde en üstteki tanrı olan Hubel’in üç kızı olan Lat, Menat ve Uzza’nın, temsil ettiği manalar bakımından sırayısla otorite, para ve güç anlamları bulunmaktadır.





    Tapılan varlığı görmek hasretiyle dimağlarındaki tasvirleri taşlarda nakışlayan insanoğlu zamanla amacından sapıp nesneye takılı kalmışsa da Vahdet-i Vücut felsefesinin önemli temsilcilerinden olan İbn’ül Arabi konuya farklı bir yorum getirerek puta tapanların dahi aslında mutlak yaratıcıya kulluk ettiğini dillendirmekte ve Vahdet-i Vücut felsefesini işaret etmektedir. Her şey Tanrı’nın bir yansıması olduğuna göre tapılan ne olursa olsun Tanrı’nın kendisine yapılmış bir ibadettir.

    Semavi dinlerle beraber putperestlik ortadan kaldırılmaya çalışılmışsa da pek başarılı olunduğunu söylemek mümkün değildir. Günümüzde Hinduizm ve Budizm’in egemen olduğu bölgeler dışında resmen bir putperestlik olduğunu söylemek mümkün olmasa da gizli şirk adı verilen putlaştırmanın devam ettiğini söyleyebiliriz. Özellikle Lat, Menat ve Uzza’nın temsil ettiği öğeler günümüzde halen geçerliliğini ve egemenliğini sürdürmekte ve insanları kendisine kul yapmaya devam etmektedir
    MustyanG1383 (07.Kasım.2017),şisel (08.Kasım.2017) Bunu beğendi

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •